Cumhuriyetin Kalbi ve Beyni: Öğretmen

Sevgili öğretmenim, karşılaştığımız her nesnenin yaşam döngüsünde bir rolü vardır. Bu yaşam döngüsünde herkes/her şey görevini bir şekilde inşa etmeye çalışır. Bir karınca toprağın derinliklerinde labirentler oluştururken, bir duvar ustası tek başına işe yaramayan taşları bir araya getirerek bir eser ortaya koyar. Gözle göremediğimiz yüzlerce bakteri insanı hasta etmek için çalışıyorken binlercesi de bağışıklık sistemimiz desteklemekle görevlidir. Hepsinin de doğrudan veya dolaylı şekilde birbiriyle bir bağı ve bağlantısı vardır. Devasa bir yapboz olan bu yaşam döngüsünde canlı veya cansız her bir varlık bütünün sadece birer parçasıdır. Sevgili öğretmenim Neşet Ertaş “Yolcu” adlı şarkısında bu duruma şöyle dikkat çekmektedir:
Kimi böyük, kim böcek, kimi kul
Kimi böyük, kim böcek, kimi kul
Marak edip heçbirini sordun mu
Bunlar neden nedenini sordun mu?
Böylece yaşam serüveninde kendimize dönüp sormamız gereken sorular çıkıyor ortaya: “Öğretmen olarak benim görevim ne? Bu görevi en iyi şekilde nasıl yapabilirim? Devasa bir yapboz olan bu yaşam döngüsünün en önemli parçası olarak diğer parçaların nasıl uyum ve ahenk içinde olmasını sağlayabilirim?”
Sevgili öğretmenim gerçekten de bütünü oluşturan parçaların uyum içinde olması yaşamın rengarenk ve rayında olmasını sağlar. Ancak trenin rayında gitmeye devam etmesi önemli ölçüde eğitim sistemi ve bütünün en önemli parçası olan öğretmenlerin niteliğine bağlıdır. Sonuçta o trenin parçalarını yapan, raylarını döşeyen ve koltuğunda oturan makinist var olan eğitim sisteminin sonuçlarıdır. Başka bir ifadeyle her biri bütünün en önemli parçası olan öğretmenlerin rehberliğinden, okul sıralarından geçmektedir. Sevgiyle kuşatılan, bilgiyle donatılan her bir öğrenci yaşama renk katacak, yapbozun uyum içinde büyümesine ve gelişmesine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle iyi bir öğretmenin emeğini ölçecek bir güç ve zenginlik yoktur.
Sevgili öğretmenim toplumun/ların ve iyi bir yaşam döngüsünün varlığı büyük ölçüde sizin emeğinize bağlıdır. Bu nedenle yukarıda ifade ettiğim sorulara ek olarak ekim ayına özel şöyle bir soru da düşünülmelidir. “Cumhuriyetin varlığı ve sürdürülebilirliği noktasında görevimiz nedir?”  Sözde değil özde bir Cumhuriyet ayrım yapmaz, yapamaz. Bütün kolları herkese her zaman, her yerde eşit mesafededir. Cumhuriyet, ayrımcılığa yer vermez; toplumun tüm bireylerine eşit haklar sunar. Cumhuriyet'in en temel ilkelerinden biri olan eşitlik; bireylerin cinsiyetine, dinine, etnik kökenine, ekonomik durumuna ya da sosyal statüsüne bakmadan herkesin yardımına koşar. Bu ifadeleri biraz düşündüğümüzde bir öğretmenin sınıfındaki öğrencilerine eşit yakınlıkta olmasıyla neredeyse aynı anlama geldiği görülecektir. Öğretmen de cumhuriyetin vücut bulmuş halidir. Her koşulda tüm öğrencilerini sevgiyle ve şefkatle kucaklar. Öğrencilerine her zaman eşit yaklaşır. “Eğitimde feda edilecek fert yoktur.”  sözünü aklında ve kalbinde tutar. Öyle görünüyor ki iyi bir öğretmen özde bir Cumhuriyetin kalbi ve beyni konumundadır. Çünkü iyi bir öğretmen, Cumhuriyet'in temel ilkelerini sınıfında uygulamaya geçiren ve bu değerleri söz ve davranışlarıyla gösteren önemli bir rehberdir.
Sevgili öğretmenim böyle bakıldığında özde bir Cumhuriyet'in sürdürülebilirliğinin temeli sizin ellerinizde yükselir. Tam da bu nedenle Cumhuriyetin kurucusu ve başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk “En büyük eserim.” dediği “Cumhuriyeti” ve bu eserin göz bebeği “Yeni nesilleri” sizlere şu sözlerle emanet etmektedir: “Öğretmenler; Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve fedakarlığınızın derecesiyle orantılı olacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir... Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır.”
Sevgili öğretmenim Cumhuriyetin ilanından önce içerde de dışarıda verilen mücadele, dökülen alın teri bugünlere gelmemizi sağlamıştır. Cumhuriyetin sürdürülebilirliği ise sizin bilgi birikiminize ve emeğinize emanet edilmiştir. Bu da yarınlarımızı aydınlık kılacaktır…
Son olarak sevdiklerinizle Cumhuriyet için Cumhuriyetle kalın.
                                                                                                                                         Reis BEŞER

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Öğretmenim: Sonuna Kadar Öğretmendi